Küfrediyoruz! (2)

31 Ocak 2012 Salı
Alpaslan Kurt ergenekonalp@hotmail.com

("Küfrediyoruz" başlıklı yazımın ikincisidir. Yazı arşivinden ilkine ulaşabilirsiniz.)

 

Ailelerin sorumluluğundan, daha doğrusu sorumsuzluğundan bahsetmişken şunu da ifade edeyim: Biz öyle bir ahlak meselesiyle karşı karşıyayız ki çocuklarımıza küfrettikleri için kızıyoruz; ama o çocuğa konuşmaya başladığı zaman “anne” “baba” dedikten hemen sonra küfürlü sözler öğretmeye çalışıyoruz. Başkalarına küfrettiriyoruz: “Hadi oğlum, amcaya küfret bakalım!” deyip küfrettiği zaman da sanki Subhaneke’yi okumuş gibi seviniyoruz. İşin garibi, küçücük çocuktan küfür yiyen bıyıklı amca da aynı şeyi yapıyor.

 

Tik'i olan insanları bilirsiniz. Bu insanlar sevmedikleri hareket yapıldığında ani tepkiler verirler. Genellikle bu, küfür olur. Biz de kendimize küfrettirmeyi pek severiz! Eskiden de böyle miydi acaba? Yani insanlar sevmedikleri o hareket yapıldığında küfre mi sığınırlardı? Pek zannetmiyorum; çünkü tepkilerimiz değiştirilmiş. Eskiden “yaşa, var ol” “ya Allah” “elhamdülillah” diye sevinen millet artık “oley” gibi ecnebi kelimeleriyle, “huaaa” gibi acayip seslerle seviniyor. Eskiden ayağı takıldığında “Allah” deyip ona sığınan millet artık “…” diye kızıp küfre sığınıyor.

 

Ne ibret! Yok mu bir bilsen kızarmak bilmeyen çehren?
Bırak tahsili, evlâdım sen ilkin bir hayâ öğren!
Mehmed Âkif

 

Küfretmekten öyle utanmaz hâle gelmişiz ki spor müsabakalarında binlerce taraftar olarak hep bir ağızdan bir futbolcuya veya hakeme küfrediyoruz. Topun kimden çıktığını göremediği için hakeme, müsait olmasına rağmen topu filelere gönderemediği için futbolcuya dünyayı dar ediyoruz. Allah sövmeyi yasaklıyor; ama futbola “tanrı”lık payesi vermeye başladığımızdan beri onun sözü daha geçerli oluyor. Burada sövülecek diyor, sövüyoruz; öz kardeşimiz olsa bile.

 

Her şeyimiz değiştiği gibi güldürü anlayışımız da değişti. Eskiden ince zekâ ürünü nüktelere gülen biz, artık küfredenlere gülüyoruz. “Espri” deyip güldüğümüz sözler küfür yığınlarından ibaret. “Esprili adam” deyip göklere çıkardığımız herifler ağzından küfür eksik olmayan küfür kahramanları! Sarf ettikleri sözler zekâdan uzak, kuru küfür…

 

Şimdikiyle kıyaslanamayacak derecede az olsa bile halk arasında çok eskiden de küfür vardı şüphesiz. Hatta bununla ilgili tamlamalar ve deyimler de oluşmuş. Mesela çok ağır küfürler için eskiler “kandilli küfür, kantarlı küfür, sunturlu küfür” gibi kelimeleri kullanırlarmış. Yine “küfür savurmak, küfür yemek, sövüp saymak” gibi deyimler de zamanla oluşmuş ve günümüzde de hâlâ varlığını sürdüren deyimler.

 

Böyle giderse Türkçemizden küfürle ilgili deyimler eksik olmaz, hatta artar. Milletin meclisinde başkanından vekiline birçok insanın sövdüğü bir ülkeyiz. Bu ciddi bir mesele. Edep timsali bir milletin terbiyesizleşmesinden, edepsizleşmesinden bahsediyoruz! Bu mesele iki açıdan çözülebilir kanaatindeyim: Birincisi millet tarafından, ikincisi devlet tarafından. Her ikisi birlikte üzerine düşeni yaparsa sevgimizi de nefretimizi da daha güzel cümlelerle ifade edebiliriz. Millet kısmı ailelerin çocuklarına verecekleri terbiyeden, devlet kısmı da okullarda verilecek talim ve terbiyeden ibaret.

 

Peygamber Efendimizin kutlu sözlerini hatırlayarak bitirelim:

“Fahiş ve çirkin sözlerden şiddetle kaçının!” (Nesai)

“Hayâ, iffet, dile hâkim olmak ve akıl imandandır. Cimrilik, fuhuş, çirkin sözlü olmak ise hayâsızlıktan ve münafıklıktandır.” (Beyheki)

 

Not: Çeşitli kaynaklarda “küfür” yerine “sövmek” kelimesinin daha uygun olacağı belirtiliyor. Zira “küfür” “Allah’ı inkâr etme” anlamına geliyor. Ben de bu fikirdeyim. Ancak yazımda mevzu daha net anlaşılsın diye her iki kelimeyi de kullanmaya dikkat ettim. Bilginize…

Bu köşe yazısı 928 kez okunmuştur.
Bu haberde sizin de yorumunuz yayınlanabilir! Lütfen üye girişi yaparak bir yorum gönderin.
Yorum gönderebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye Girişi | Üye Ol
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
Copyright © 2010 Sonkale.org - Tüm Hakları Saklıdır | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.