Naci Memiş:'Dink, cezaevinde olsaydı ölmezdi'

Naci Memiş:'Dink, cezaevinde olsaydı ölmezdi'

05 Şubat 2007 Pazartesi 15:06
Haber 7 Tv'de Ersoy Dede'nin hazırlayıp sunduğu 'Bugün' Programına katılan MHP Eski Genel Sekreter Yardımcısı Naci Memiş, Hrant Dink Suikastında, görünenin ve ortaya çıkanın dışında başka bir şey aranmaması gerektiğini savundu. Te

Haber 7 Tv'de Ersoy Dede'nin hazırlayıp sunduğu 'Bugün' Programına katılan MHP Eski Genel Sekreter Yardımcısı Naci Memiş, Hrant Dink Suikastında, görünenin ve ortaya çıkanın dışında başka bir şey aranmaması gerektiğini savundu. Tetikçinin de azmettirenin de yakalandığını hatırlatan Memiş, cinayetin bundan ibaret olduğunu, perde arkasına inenlerin başka bir sonuca ulaşamayacağını ileri sürdü.

"Hrant Dink Cezaevi'nde yatıyor olsaydı öldürülmezdi" diyen Naci Memiş, cinayeti işleyen kişiye, bu cinayeti neden işlediğinin sorulması gerektiğini söyledi..

Memiş, "O gence sorulsun bakalım. Hrant Dink'i sadece bir Ermeni olduğu için mi öldürmüş, yoksa "Türk'ten boşalacak zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni'nin, Ermenistan ile kuracağı asil damarında mevcuttur" sözü yüzünden mi öldürmüş.. Eğer sadece Ermeni olduğu için öldürmüşse o zaman çok vahim bir tabloyla karşı karşıyayız diyen Naci Memiş, olayın perde gerisinde ciddi bir tahrik olduğunu savundu..

Hrant Dink'in kızı Sera Dink'in söylediği iddia edilen; "babamı vurdular şimdi kanları daha mı temiz oldu" sözünü de hatırlatan Memiş, Sera Dink'in o sözlerinin de yaşadığı aşırı duygusallıkla açıklanabileceğini söyledi.

Naci Memiş, cenaze töreninde atılan; "Hepimiz Ermeniyiz" sloganlarını da eleştirerek, o cenazede asıl atılması gereken sloganın; "Hepimiz Türk'üz" olması gerektiğini söyledi..

İşte Ersoy Dede'nin Naci Memiş ile yaptığı olay röportajdan çarpıcı bölümler

Naci Memiş :Bu gazeteci arkadaşın öldürülmesi son derece esef verici bir hadisedir. benim kanaatime göre meseleye iki noktadan bakılır. birincisi, müşahhas olarak. Yani somut olarak çıplak olarak bakılır. Görünene hükmedilir. Bizde on gün geçti bu cinayetin üzerinden, o günden bu yana bütün değrlendirmelere bakıyorum hep arkasına bakılıyor. Yani görünene bakılmıyor. Çok güzel bir atasözümüz var Ersoy Bey; insan mücellet ile avunur, müşahhas ile yaşar yani çıplak gerçeklerle karşı karşıya yaşar ama görünmeyen şeylerle avunur. Bu olayın oluşuna görünen kısmıyla bakıldığı zaman, Hrant bir gazeteci.. Ermeni vatandaşımız gazeteci.. Kendisi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne emanet. Hem kültürümüz icabı hem de hukuk icabı bize emanet. Bütün azınlıklar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, can emniyeti, mal emniyeti; eğitimi, sağlığı devlet teminatında olan insanlar.. Ama Türkiye tabi dışarıdan abluka altında.. Türkiye kendi idarecilerine bırakılmayacak kadar önemli bir memlekettir. Maalesef bugünlerde bu acı gerçekle bu tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye bir kuşatma altındadır. Her taraftan kuşatma altındadır. Birliğine kastedilmiş bir kuşatma altındadır. Bu şartlarda Hrant Bey Türkiye'de bir gazete çıkarıyor.. Bu gazetede, belki şu ana kadar tam bir değerlendirme yapılamadı ama, müşahhas ve objektif olmaya çalışıyorum Ersoy Bey.. Bu değerlendirmeye göre her iki taraftan da bakıldığı zaman, iki taraf da haklı bulunabiliyor. Yani Hrant Dink bir Ermeni düşmanı, ermenilere karşı Türklerin birliğini beraberliğini isteyen, "Türkiye'de Ermeni Katliamı olmuş ise Türk Katliamı da olmuştur" diyebilen..

Ersoy Dede: Özellikle diasporadaki algı bu zaten..

Naci Memiş : Buna işte iki taraftan bakabilmek lazım. Bana göre çok akıllı bir insan (Hrant Dink).. Kendi ideolojisine çok güzel hizmet edebilmiş bir insan ama, tekrar ediyorum, can emniyeti, mal emniyeti bütün insan hakları devletimizin teminatı altındadır. Öyle olması gereken bir insan. Ama son derece akıllı bir insan. Şimdi ermeniler noktasından meseleye böyle bakılıyor ama, Türkiye'de çıkarmış olduğu gazetede Türkiye'de şu sözü de söyleyebiliyor; "Türk'ün damarlarındaki kan kirlenmiştir".. Ben şu olayı bir kere şuradan göreyim; basınımız çıktı, Türkiye'nin idarecileri çıktı, dediler ki; "koruma altına alınamadığı için oldu bu olay"...

Çok açık ve net söylüyorum; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Devlet hakimiyetini ve hükümranlığını takip edebilseydi, yani Hrant Bey, bugünkü hukuk kuralları çerçevesinde mehkemeye gitti. Dört ay ceza verdi ona mahkeme. Neden dolayı ? Türklüğe hakaretten dolayı dört ay ceza verdi.. Müşahhas olarak önce bakacağım olaya.. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu verdiği cezayı uygulayabilseydi, erteleme yapmadan uygulatabilmiş olsaydı bu olay olmayacaktı.. Yani tam dedikleri gibi; "koruma altına alınsaydı polis koruması olsaydı" değil... Çıplak bakıldığı zaman olaya, yani hiç bir dış güç olayda varsayımını kabul etmiyorum ben.. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti vermiş olduğu cezayı uygulayabilseydi, erteleme yapmadan uygulatabilmiş olsaydı bu olay olmayacaktı.. Neden dolayı ? Türklüğe hakaretten dolayı... Neden ? "Türk'ün damarlarındaki kan şu veya bu şekilde kirlenmiştir" dedi... Netice itibariyle, acısını derinden ve yürekten paylaşmakla beraber, kızı da cenazede aynı sözü söyleyebildi.. Hemen ilk söz olarak; "kanınız temizlendi mi?" diyerek bir milleti doğrudan doğruya karşısına aldı.. Ben onun hissiyatını, o atmosferi anlayışla karşılamakla beraber, o potansiyel..

E.D : bu başka bir şey.. Biz bunu konuşmuyoruz. Cenazede ortaya çıkan o tabloyu konuşuyoruz..

Naci Memiş : Geliyorum, o tarafa doğru geliyorum.. Ama önce bu olay nedir, bunu önce bir görmeye çalışmak lazım diyorum yani.. Şimdi olay bu.. Demek ki, bir tahrik var.. Bir millete karşı böyle bir söz söyleyebiliyor.. Demek ki, Hrant Bey, bizim insan anlayışımıza göre, kimdir ? Ermeniden yana mıdır, Türkten yana mıdır? Bizim anlayışımıza göre, bizim siyaset literatürümüzde vardır, mücadele literatürümüzde vardır, diri bir insan tipidir.. Yani bize karşı onlarla onlara karşı bizimle olabilmektedir..

Ersoy Dede : Yani sebepleri tabi tartışılır ama bu bir insanın canı kastetmeyi gerektiren bir durum mudur?

Naci Memiş : Asla ve asla.. bizim kültürümüzüde bütün azınlıkların, can emniyeti, mal emniyeti bize emanettir. Burada sorulması gereken ikinci bir soru da şu Ersoy Bey; Dünya Kamuoyu aleyhimize davranabiliyor, Avrupa Parlamentosu'nda Dink için ayağa kalkılabiliyor.. Sorulması gereken soru şu; bu faili, işleyene veya işletene, şu anda kim bulunduysa, sorulması gereken çok önemli bir soru ve dünya kamuoyuna kendi ağızlarından açıklanması gereken konu şu; "Hrant'ı Ermeni olduğu için mi öldürdünüz, yoksa "Türk'ün damarındaki kan kirlenmiştir" dediği için mi ? .. Bu bir tespittir.. Doktorun hasta teşhisi gibi bir tespittir. Bu önemlidir.. Eğer bunu, Ermeni olduğu için değil derse o zaman başka meseleye bakmak lazım. Başka taraflarına bakmak lazım. Dolayısıyla bu tablonun ardından hemen binlercesi, buyurduğunuz gibi binlercesi hemen bir yürüyüş tertipliyor..

Ersoy Dede: Yalnız şunu bir kez daha vurgulamak lazım.. Her ne sebeple olursa olsun, bir insanın canına bir insanın kastetmesi.. Yani onu bir söylerseniz..

Naci Memiş : Canı canımız kadar kıymetlidir, malı malımız kadar kıymetlidir, namusu namusumuz kadar kıymetlidir..

Ersoy Dede : Bunlar zaten ayrı bir tartışmanın konusu aslında..

Naci Memiş : Buyurduğunuz şu meseleye gelelim isterseniz.. Herkes sizin gibi sorumlu gazetecilik yapmıyor.. Türkiye'de bazı gazeteciler şöyle yazdı; "Türkiye'de yüzbinlerce insan teşkilatsız toplanıyor".. Asla ve kat'a teşkilatsız değildir. Türkiye'de belli organize güçler, insanları o tarafa doğru topladı.. Yani burada üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek gayeleri olduğu çok aşikar olduğu ortaya çıktı..

Uğur Mumcu'nun ölümünü ben hatırlıyorum. Uğur Mumcu öldüğü gün Ankara'da bir yürüyüş yapıldı.. "Kahrolsun İslam" diye bağırıldı.. Bana o zaman demişlerdi ki kim vurdu?; "bu yürüyüşü kim tertiplediyse onlar vurdu"... Dolayısıyla şimdi burada toplanan insanlar da planlı olarak birşeyleri; "Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrant'ız".. Bu söz son derece tehlikeli, povokasyonu arttırmak, ajite etmek, karşı tarafın, yani milli duyguların manevi duyguların da hissiyatını kabartmak ve Türkiye'de büyük bir karışıklık yaratmak için yapılmış povokatif olaylardır ve sözlerdir.. Dolayısıyla bedenleri içimizde ama beyinleri yabancı olan adamlar bunlardır.. Bu söze biz elbette ki biz son derece büyük tepki gösterdik..

Ersoy Dede: Ama yani, onu da hani insanlar gerçekten dinlerini değiştirsinler, ermeni olsunlar milliyetlerini değiştirsinler falan olayı değil.. Bir birlik beraberlik gösterisiyde o.. Onu da doğru anlamamız gerekiyor..

Naci Memiş :Burada tabi hissiyat başka akıl başka.. Canları canımız, malları malımız, namusları namusumuz tadar azizdir. Zaten bizden de kıymetliler Türkiye'de o da ayrı bir nokta.. Buna rağmen, şimdi toplanıldığı zaman denmesi gereken söz; "Hepimiz Ermeniyiz" mi?, yoksa, Türk Bayrakları asılarak hepimiz Türküz, hepimiz Mehmediz, hepimiz Çanakkale'deki Mustafa Kemal'iz demeleri gerekmez miydi? Denmesi gereken söz o potansiyelde dahi azınlık-çoğunluğa taabidir, bu millete taabidir, bu Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıdırlar.. Dolayısıyla onlar diyebilmelildi ki; Biz Türküz, Biz Mehmed'iz, Biz bu devlete askerlik yaptık, aynı bayrağın altında yaşıyoruz, bütün insan haklarımız bu devletin teminatı altındadır, yani tepki böyle gösterilebilmeli.. Bunu ben o ailenin yaptırdığı kanaatinde değilim. Bunu, gözü Türkiye Cumhuriyeti'nin huzurunda olan, gözü Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğinde olan dış güçlerin bir provokasyonudur...

Haber7

Kategori:
Etiketler:
    Copyright © 2010 Sonkale.org - Tüm Hakları Saklıdır | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.