Üç mahrem ve özeleştiri

28 Ocak 2012 Cumartesi
Yavuz Koca kocayavuz16@gmail.com

Bu aralar Fransa ile başımız dertte. Kendi kendimize esip gürlemeleri bir kenara bırakıp olayları ciddiyetle değerlendirmemiz gerekir. Küçücük Ermenistan’ın veya Ermeni diasporasının, dünyada imparatorluklar kurmuş sayılı milletlerden olan Türkleri ve bugün itibariyle dünyanın sayılı ülkelerinden olan Türkiye’yi dize getirdiğine inanacak değiliz. Mesele dünya devletlerinin uzun süreli politikalarını çözümleyebilmektedir.

Biz ne dersek diyelim Fransa öyle sıradan bir ülke değil.
1789 Fransız ihtilalı (devrimi) dünyada derin izler bıraktı, batı için dönüm noktası oldu.
2005 yılında Avrupa Birliği Anayasasına büyük harflerle “HAYIR” dedi.
2012 yılında sözde Ermeni soykırımı iddiasının reddini suç sayan yasayı onaylayan ilk Avrupa Birliği ülkesi oldu.

Dolayısıyla bazı kesimlerce iddia edildiği gibi Fransa’daki Ermeni oyları değildir bu tavrının nedeni. Net olarak bilemiyorum ama belki de Fransa’da Türk oyları toplamda Ermeni oylarından fazladır. Fransa’ya haklı olarak kızgınım, kızgınız. Ama önce kendimize bakmalıyız, nerede hata yapıyoruz diye özeleştiride bulunmalıyız.

Bizim bir kısım aydınımız millet ve milliyet olgusundan utanadururken, Fransa değil Avrupa’nın dünyanın en milliyetçi ülkelerinden birisidir. Türkiye, kendi vatandaşlarınca hakaretlere uğrarken, kendi aydınlarınca (!) soykırımla suçlanırken, hakaret edenlere ve iftira atanlara hak etmedikleri maddi ve manevi payeleri verirken düşünmesi gerekir. Bizler Türk’üz demeyi ırkçılıkla aynı potaya koymaya çalışırken Fransa mahremlerine el sürdürmüyor.

Fransa üç önemli mahremim var diyor.
Bunlar; Fransızca dili, Fransız bayrağı ve Fransız çiftçisi’dir.
Medeniyetin yuvası olarak görülen başkent Paris’te bile Fransızlar çok zorunlu olmadıkça yabancılarla Fransızca dışında bir dille konuşmak istemezler. Hatta Eyfel Kulesinin gölgesinde yabancıları kibarca Fransızca konuşmaya zorlarlar. Fransız vatandaşı olup da Paris’in merkezinde veya herhangi bir şehrinde Fransa bayrağını yakan, gönlerde dalgalanan Fransız bayrağından rahatsız olan görülmemiştir. Diğer mahremi olan çiftçileri ise, topraklarının, geleneklerinin, mayalarının ve Fransız milletinin teminatı olarak görüyorlar. Bu nedenle de, tarımı sürekli olarak destekliyorlar.

Gerek nüfus gerekse ekonomik büyüklük olarak dünyanın ilk 20 ülkesi arasında olmamıza rağmen acaba neden bu kadar kolay hırpalanıyoruz?
Acaba önce bizim, biz olmamamızın bunda payı var mı?
Acaba milli mahremlerimizin yeterince güçlü olmamasının bunda katkısı nedir?

Mahremlerimiz olmalı ki, güçlü olalım. Güçlü ve saygın olanla herkes ortaklık kurar, işbirliğine girer. Referanslarımızdan birisi kendimize duyacağımız saygı olmalıdır. Önyargısız, yönlendirilmemiş, ne kadife ne pembe ne de bahar devrimlerine yaslanmamış bir kararlılık, çok şeyin anahtarı olacaktır.

Bu köşe yazısı 1443 kez okunmuştur.
Bu haberde sizin de yorumunuz yayınlanabilir! Lütfen üye girişi yaparak bir yorum gönderin.
Yorum gönderebilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye Girişi | Üye Ol
Toplam (1) adet yorum eklenmiştir.
UĞUR ERKAYMAZ - mohikan29 Şubat 2012 18:02
Ülkemizin fransa (f yi bilerek küçük yazdım) gibi normalleşmesini tamamlamadan yazdıklarınızın gerçekleşmesi çok zor çünki vesayet engeldir.Milli iradenin önünde bunu inşallah anayasa değişikliği aşacaktır .o zaman göreceğiz . GÜÇ BAĞIMSIZLIKTIR.. ÜÇ MAHREM İRADESİ HERKES İÇİN MEVCUTTUR... Ben öyle görüyorum.Öylede....
Copyright © 2010 Sonkale.org - Tüm Hakları Saklıdır | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.